Bu site Mozilla Firefox İnternet tarayıcısına, 1280x1024 çözünürlük seviyesine uygun dizayn edilmiştir.
   
  Nurettin Torun
  Atatürk Şiirleri
 


ATAM İZİNDEYİZ! 

 

Atam, hala yaşıyorsak:

Edepsizlik sayesinde!

Altı oku soruyorsan,

Politika dehlizinde!

 

Hele partin senden sonra,

Devrimlerin tavizinde!

Vasfedeyim halimizi,

Kalemime ver izin de!

 

Yobazlarla gericiler,

Onlar bizden daha zinde!

’Atam, Atam..’ derler ama,

Bir adınız var sizin de..

 

Halkçılıkla devletçilik:

Anlatamam, çok hazin de..

Çoktan beri sahteciler,

Ağır çeker her vezinde!

Tek umut var, o da yalnız,

Amerikan dövizinde!

 

Sorma Ata’m, halimizi,

Hal mi kaldı anlatacak..

İşte geldik dizindeyiz!

Yata yata çok yorulduk,

Tatil yaptık, izindeyiz!

 

Sanayide henüz daha,

Cafer için lazım diye,

Amerikan bezindeyiz!

Geçeceğiz Avrupa’yı

Ama şimdi izindeyiz!

 

Hocamız var, hacımız var,

Uçan kuşa borcumuz var,

El oğlunun ağzındayız!

Ama bizi zor bulurlar,

Bahar, yaz, kış izindeyiz!

 

Evet, doğru söylemişsin:

’Türk milleti çalışkandır! ’

Biz de senin tezindeyiz!

Dinlenmekten yorulduk da,

Onun için izindeyiz!

 

Zinde kuvvet diye söz var,

Kimse bilmez adresini,

Ah izindeyiz, vah izindeyiz!

Bugün değil, bu yıl değil,

Çoktan beri izindeyiz!

 

İlerledik Ata’m öyle,

Şimdi görsen tanımazsın:

Amerikan tarzındayız!

Arasan da bulamazsın,

Otuz yıldır izindeyiz!     
Aziz NESİN 




 


MUSTAFA KEMAL

 

Dağ başını efkâr almış,

gümüş dere durmaz ağlar,

gözyaşından kana kesmiş gözlerim,

ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar,

ağlar, ağlar, cihan ağlar.

Mızıkalar iniler, ırlam ırlam dövülür,

altmış üç ilimiz, altmış üç yetim,

yıllar gelir geçer, kuşlar gelir geçer,

her geçen seni bizden parça parça götürür,

Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.

 

Diz dövdüm,

gözlerim şavkı aktı Sakarya'nın suyuna,

Sakarya'nın suları nâmın söyleşir.

Hemşehrim Sakarya, öksüz Sakarya.

Ankara'dan uçan kuşlar,

Kemal'im der günler günü çağrışır,

kahrolur bulutlara karışır,

gök bulut, yaşmak bulut,

uca dağlar, dev boyunlu morca dağlar

divan durmuş bekleşir,

Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.

 

Nasıl böyle varıp geldin, hoşgeldin,

çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin,

şol yüzünde güneş südü sıcaklık,

ellerinden öperim, Mustafa Kemal.

Senin dalın, yaprağın, biz, senin fidanların,

biz bunları yapmadık,

sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal.

Elsiz, ayaksız bir yeşil yılan,

yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal.

Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler,

çün buyurdun kesenleri astılar,

sen uyudun asılanlar dirildi,

Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.

 

Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor,

dokunmayın, ağlamaktan bıkmam diyor,

bu gece kıyamet gecesi, bu vapur Bandırma vapuru,

yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal,

ben ölümden korkmam diyor,

korkmam diyen dilleri toz oldu, toprak oldu,

değirmen döndü dolandı, yıllar oldu,

bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir,

o bize öğretmedi kazan kaldırmasını,

günahı vebali öğretenin boynuna,

erdirip oldurana ana avrat sövmesini,

yüreğim kırıldı kanım kurudu,

var git Karadeniz var git başımdan,

mızıka çalındı düğün mü sandın,

bir yol koyup gideni gelir mi sandın,

Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.

 

Ankara'nın taşına bak,

tut ki baktım, uzar gider efkârım,

çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım,

gözlerimin yaşına bak,

Ankara Kalesi'nde, Rasattepe'de

bir akça şahan gezer dolanır,

yaşın yaşın mezarını aranır,

şu dünyanın işine bak,

Mustafa'm, Mustafa  Kemalim.

Attila İLHAN

 

 


KALPAKLI SÜVARİ


Gecenin arkasında bir yerde,

Ufaldıkça gaz lambaları,

Nehrin omuzlarına yaslanıp yaşlı ve dindar

Yalnızlıktan soğumuş dağlar,

Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,

Köylüler böyle diyorlar,

Yatsıları..

 

Nal sesleri duyulur mu yağmur olursa

Ne mümkün

En usul havalarda duyulacak

Erzurum'a doğru şah damarın oynar gibi,

Gören eden yok, her nasılsa

Kalpaklı olduğunu biliyorlar.

 

Bir elinde kılıç, bir elinde sancak,

Kemah köylüğünde,

Fakir fukaraya azık dağı taşıymış,

Üçer arşın kefenlik,

İçlik ve mintan,

Birer kese sarı lira cep harçlığı,

Olur mu  olmaz mı

Orası bilinmiyor..

 

Tılhas’ta bir kağnıya  dokunmasıyla

bir ne halsa,

Araba traktöre tebdil olmuş

Allah tarafından.

Tercan toprağındaki kerametini

Anlata anlata bitiremiyorlar.

Köylüler böyle diyorlar..

 

Gecenin arkasında bir yerde,

Ufaldıkça gaz lambaları,

Nehrin omuzlarına yaslanıp yaşlı ve dindar,

Yalnızlıktan soğumuş dağlar,

Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,

Köylüler böyle diyorlar  

yatsıları..

 

Kemal Paşa'dır diyorlar...

                              

Attila İLHAN

 



 


ATATÜRK' E SESLENİŞ

 

On bin yıl herkese boşa baş vurduk,

Bütün bir ırk, seni aradık durduk,

Sana geldik sonsuz mesafelerden,

Sıyrıldık sayısız efsanelerden,

Tek sana inanan akıllarız biz!

Sen selsin, mecranda çakıllarız biz,

Her yıl biz o damar, her yıl o kan sen,

Bak, kalplerden çağıl çağıl akan sen...

 

Seninle gönüller her an temasta,

"Atatürk" dendi mi doğrulur hasta,

"Atatürk" dendi mi dolar gözümüz,

"Atatürk, Atatürk" bu, baş sözümüz.

Başını bekliyor her boş duran diz,

Biz bir gün saparsak fırlar kalbimiz,

Yola düşer birden açtığın izde..

 

Adın besmeledir her işimizde,

Açan al gülümüz her sonbaharda,

Yarın bir iskelet olsak mezarda,

"Atatürk" çığrışır kemiklerimiz,

Nimetinle dolu iliklerimiz...

                              

 Behçet Kemal ÇAĞLAR


ATATÜRK'Ü DİNLERKEN 

 

Yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok;

Yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok;

Bozkurt, Ergenekon'u yeni delmiş gibidir:

Her biri ihtiraını seyre gelmiş gibidir.

 

Kalpler ellerde çarpar gibi alkış kopuyor;

Her ruh bir tutam ışık ve her göz bir damla kor:

En büyük, en sevgili, en genç, en mert geliyor;

Dünya imtihanını veren tek fert geliyor;

 

Kürsüye her çıkışta, Türk daha yükselecek,

Dinle: Her cümlesinde doğuyor bir "gelecek"

Aslan, insan ve Tanrı bir arada bu başta,

Kıvılcımlar doğuyor bastığımız her taşta. 

 

Önümüzde mesafe ve zaman çökmekte diz;

Bir İnönü azmiyle ardındayız hepimiz.

Yerine getirmeye yeni dileklerini,

Koymuş on yedi milyon, yola yüreklerini.

 

"Marş! Marş! Öz yurdu fethe!" Şimdi manen, yeniden:

Deliyor dağı taşı öncümüz gibi tren,

Fabrikalar kalemiz, kanallar siperimiz

Ve bu fetih olacak bizim şaheserimiz...                           

 

Behçet Kemal ÇAĞLAR 

 

NÖBETÇİ MİLLET

 

Yaradan hey Yaradan !

Dört yıl değil bin yıl geçse aradan

Sensin ateş diye kanımızdaki

Sesin ışık diye önümüzdeki !

Ey yanımızdaki

Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan

Sınırsız mavi umman hey !

Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın

Sen her köpürüp taşmanda;

Her konuşmanda

Milletin alın yazısını yeniden yazardın..

 

Bakışların inanmayanı ezerdi

Sağ kolun bir tırpana benzerdi:

Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.

Cümlelerin ya örsten kalkardı

Ya çıkardı kından.

Başak saçların sarkardı harman alnından:

Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.

Milyonlar katılırdı sözlerine

Mıknatısa koşan zerreler gibi.

Köhne kanaatler, köhne küreler gibi

Sözünde çarpışıp düşerdi.

Tam sustuğun gün kıyamet oldu

Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:

Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;

Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;

Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:

Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.

Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine

Tamamlayabilmek için tavafını

Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını

Tutuyor nöbet..

 

Bu millet:

Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan,

Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan,

Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u

Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u

Bu, seni yetiştiren ulu millet.

Vakar ve haysiyetle dimdik

Uyanık, tetik

Anıtkabrinde tutuyor nöbet.

Dünya dönüp dolaşıp

Boğazlaşıp dalaşıp

Egeç ve ancak

Milli misaklarda karar kılacak.

 

Ey en büyük usta!

Düşünen olmadı bu hususta

Senden evvel ve senden ileri.

İlk müjdeyi, ilk haberi

Senden almıştı cihan

Ta o zamandan

Anlayamadığına yansın.

Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği

Uğrunda milyonların seve seve öleceği

En büyük maksat için

Dünyaya ilk karşı koyansın.

Nasıl içimizdeysen bütün varınla

İşte öylece dünya davalarındasın!

O ışık saçların, o alev sözlerinle

O gök gözlerinle sen.

 

Ey ıssız geceler içinden

Bize eşsiz sabahı getiren!

Ey asırlardır dul bayrağın eşi,

Ey geceyarılarımızın güneşi,

Ey ışık saçlar,

Ey yele kaşlar,

Ey çekilmiş hançer bakışlar,

Ey fikri döven şakaklar,

Ey kalem parmaklar,

Ey ay-yıldızlı el,

Ey en güzel,

Ey en büyük,

Ey Atatürk!

Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy,

Dağlansın ateşinle bu soy.

Oy Atatürk oy!

 

İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:

Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez

Biz varken senin hisarının burçları:

Bakışlarımız kılıç uçları,

Bekliyoruz devrimini biz.

Çökmeyeceğiz diz..

 

İsterse hayat zehrolsun,

İsterse refah kahrolsun,

İsterse kurşun düşsün yanımıza, belimize,

İsterse geçinmek için, bir dilim

Kuru ekmek geçmesin elimize.

Halel gelmez bizim ateşimize;

Dünya düşse peşimize,

Yer sarsılsa yerinden,

   Ne senden geçeriz, ne senin eserinden ...              

Behçet Kemal ÇAĞLAR


 

AĞIT

 

Yok gayri bizlere uyku dünek vay,

Kime bel bağlayak, kime dönek vay,

Vay amansız ecel, alçak felek vay,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Ağla gözüm ağla, yaşlar dil olsun,

Kurumuş dereler baştan sel olsun,

Çiçek kara açsın, çayır kül olsun,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

En büyük, en güzel, en yiğit kayıp,

Dereler denizler çağlar ağlayıp,

Rabbim de gözyaşı dökmezse ayıp,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Her gittiği yerde o şan verirdi,

Aslan bakışını görse erirdi,

Kaşları yeleden nişan verirdi,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Bakışları şimşek gibi çakardı,

Yarını görürdü, düne bakardı,

Kürsüye çıktı mı, arşa çıkardı,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Her belâyı önler, arda atardı,

Dermandı her dalda, hemen yeterdi,

Babamızdı, elimizden tutardı,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Kaybını yıldızlar bile bileler,

Kırıla kanatlar, sola yeleler,

Kurt kuş duyup cenazene geleler,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Millet Atan gitti, başın sağ olsun,

Ölümü devr açsın, yeni çağ olsun,

Dağlar birer birer yanar dağ olsun,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Gitti, her ocağın söndü alevi,

Yeryüzü dediğin bir ölü evi,

Cihan türbe olsa almaz o devi,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Dönmüş denizler gözyaşı taşına,

Dünya ortak çıkmış Türk'ün yasına,

Her evden bir ölü çıkmışcasına,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Gökler ağıtlardan titriyor kat kat,

Düştü üstümüze gerilen kanat,

Onsuz dünya yarım, insanlık sakat,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

O hep dolu tuttu, boş atmadıydı,

Söz verince yaptı, aldatmadıydı,

On beş yıl tek burun kanatmadıydı,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Bizdendi sevinci, bizdendi derdi,

Biz uyurduk, o bizleri beklerdi,

Uyudu, nöbeti bizlere verdi,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Kuru yapraklara benzedik bu güz,

Her göz kan içinde, sapsarı her yüz,

Milyonlarız bir babadan öksüzüz,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Gök düşsün toprağa, toza belensin,

Mezarına gece yıldız elensin,

Şehitler doğrulsun, nöbet dolansın,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı.

 

Dünya hem kahr olur, hem onu gömer,

Yıldızlar kandildir, semalar kemer,

Sus, boğulayazdın, sus Aşık Ömer,

 

Türklük yüreğini dağlasın gayrı,

Cihan da bizimle ağlasın gayrı...

                 

Behçet Kemal ÇAĞLAR


ON KASIM MEKTUPLARI
- 1 -

ATATÜRK'E

 

Yine harmanımız rüzgâr bekliyor;

Es yine es yine, samanı savur.

 

Çak yine, çak yine, Masmavi Şimşek!

Bu kutsal çorağın özlemi yağmur.

 

İn yine, in yine, Sarı Yıldırım!

Ayrıklı tarlayı aydınlat, kavur.

 

Bugün de gecede sayıklayan var,

Bugün de yobazca adımız gâvur

 

Dal şu yüce dağlar gibi tekneye

Sevgi ekmeğini mayala, yuğur.

 

Doğ yine, doğ yine yurdun üstüne

Sensiz yüreklerin ateşi soğur..

 

- 2 -

SEVGİLİYE

 

Üç şeyin üstüne can-baş koymuşum:

Anayurt, Atatürk ve sen, sevdiğim!

 

Kavak yeli esmez benim başımda

Atatürk rüzgârı esen, sevdiğim!

 

Diz çök Anıtkabrin mermerlerine

Herkesi kıskanıp küsen sevdiğim

 

Mustafa Kemal'in neferiyim ben;

Haklısın kölesi desen, sevdiğim!

 

Belki çıkacağız yine savaşa

Ki kalasın sen sağ-esen , sevdiğim!

 

Öp beni alnımdan, uğurla, bekle

Erliğimden şüpheliysen, sevdiğim!

 

- 3 -

ATATÜRKÇÜLERE

 

Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;

Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!

 

Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden

Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!

 

İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan

Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!

 

Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz

Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!

 

Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere

Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar!

 

Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye

Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar!

 

- 4 -  

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

 

Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;

Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.

 

Bilin ki Atatürk'ün kurduğu Ankara'ya

Atatürk'ün yolundan yürünerek girilir.

 

Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen

Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.

 

Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için

Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.

 

Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere

Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.

 

Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde

Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur...

                           

 

Behçet Kemal ÇAĞLAR

 




 
  Bugün 2 ziyaretçi (45 klik) kişi burdaydı!


˜*•. ˜*•.•*˜ .•*˜
˜*•. ˜”*°•.˜”*°•.•°*”˜.•°*”˜ .•*˜
˜”*°•. NurettinTorun.TR.gg .•°*”˜
.•*˜ .•°*”˜.•°*”˜”*°•.˜”*°•. ˜*•.
.•*˜ .•*˜*•. ˜*•.
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=