Bu site Mozilla Firefox İnternet tarayıcısına, 1280x1024 çözünürlük seviyesine uygun dizayn edilmiştir.
   
  Nurettin Torun
  Cumhuriyetin ilanı neden 29 Ekim
 

“Bugün, tarihten silinmek istenen bir milletin öcüdür.”




 

Hiç düşündünüz mü; cumhuriyet neden tam olarak 29 Ekim günü ilan edildi, neden 3 gün önce ya da 3 gün sonra değil?

 

Mustafa Kemal’in 29 Ekim’i seçmesi Bu sadece bir tesadüf, bir rastlantı mıdır? Yoksa Mustafa Kemal özellikle 29 Ekim’i seçerek birilerine gizli bir mesaj mı vermiştir? 29 Ekim’in bir sırrı var mıdır?

Atatürk‘ün özellikle 29 Ekim tarihini seçmiş olmasının altında gurur verici bir hikaye var. Mustafa Kemal 29 Ekim’i, 30 Ekim’e 5 yıl sonra attığı bir tokat olarak ilan etmiştir.

30 Ekim nedir? 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı gündür. Mondros Anlaşması Osmanlı’yı bitiren, İngiliz işgaline yol açan bir parçalanma ve çöküş anlaşmasıdır.

Mustafa Kemal, 29 Ekim’i, 30 Ekim’e karşı “Mazlum milletin ahı, öcü” olarak tam o gün ilan etmesinin hikayesi şöyledir:

 

Mondros imzalandığı zaman Mustafa Kemal Paşa, 7. Ordu Komutanı olarak birliklerini Suriye’de İngilizler ve isyancı Araplar ile savaşa savaşa Halep’in kuzeyine bugünkü Anadolu sınırına çekmiştir.

Mondros’un imzalanması ile birlikte, Mustafa Kemal, Alman komutan Liman von Sanders yerine güney cephesini tutan Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na getirilir.

Mustafa Kemal Adana’daki karargahta komutanlığı, Liman Von Sanders’ten teslim alır.

Bundan sonra Mustafa Kemal, Saray ve sadrazam Ahmet İzzet Paşa ile Mondros şartları konusunda resmen bir ‘telgraf’ savaşı başlatır.

 

-Mustafa Kemal önce Sadrazama ‘sınır neresidir?’ diye sorar. Yani Mustafa Kemal Misak-ı milli kavgasını daha o tarihte başlatır.

Sadrazam ‘Sınır sonra belirlenecektir’ diye muğlak bir yanıt verir.

Mustafa Kemal buna çok öfkelenerek şöyle der:

“Şu vaziyete bakın! Biz bu sınırlar için orduları çöllerde vermedik mi? Bir milletin sınırının lüzumu halinde bildirilmesi hangi insan aklının eseridir? Şaşarım akıllarına!"

 

İngilizler Mondros’ta ‘Kilikya’ bölgesine müdahale hakkını kabul ettirerek, Saray’ı aldatmışlardır. Tarihi bir terim olan Kilikya’nın sınırları Anadolu içlerine, Siirt’e kadar uzanmaktadır. Cahil Saray ve sadrazam Kilikya’nın neresi olduğunu bile bilmemektedir. Mustafa Kemal buna da öfkelenir.

Mustafa Kemal 6-7-8 Kasım 1918 günlerinde Saray ile devam eden ‘telgraf savaşında bütün tarihi uyarıları tek tek yapar!

-Bu gidişle kabineyi bile İngilizlerin tayin edeceğini söyler.

-İngilizlerin istedikleri her yeri işgal edebileceklerini anlatır.

Mustafa Kemal sonunda daha net konuşur: “Bu anlaşma şartlarını tanımıyorum. Karakterime (fıtratıma) uyanı yapacağım” der. Bu açıkça Saray’a isyandır!

Mustafa Kemal daha da ileri gidip, İskenderun’a çıkmak isteyen İngilizlere ateş açacağını söyleyince Saray panikler. Yıldırım Orduları Grubu dağıtılır. Mustafa Kemal’in bütün yetkileri alınır. Acele İstanbul’a çağırılır.

Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918 sonrası Adana’da, o öfke ve isyan günlerinde Albay Fahrettin’in önünde, elini haritada Ankara’nın üstüne koyarak, bozkırda bir direniş başlatacağını ve bu işgale izin vermeyeceğini de açıklamıştır.

Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra, Ekim 1925’te Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da Atatürk’ün misafiridir. Zihnini hep meşgul eden, Cumhuriyetin niçin ve neden 29 Ekim’de ilan edildiğini öğrenmek ister.

Anlattıklarına kulak verelim: “Atatürk hep mazlum bir millet derdi. Cumhuriyetin ilanından epey bir süre geçmişti. Ben de, hep neden 29 Ekim diye kendi kendime sormuşumdur. Bir gün Çankaya’da sofra dağıldıktan sonra, “Paşam benim dikkatimi çekmiştir. Hep düşündüm. 30 Ekim 1918 günü mütareke ilan edildi. Adana’daki karargâhınızdan Başkent’e (İstanbul’a) verdiğiniz şifreyi hatırlıyorum. Şimdi aradan zaman geçti, Cumhuriyet’imizin ilanının 29 Ekim gecesine gelmesi acaba bir tesadüf müdür? Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi” diye sordum. Bunun üzerine Atatürk şunları söyledi:”

“Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın. Saray ve hükümet teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet sarayın, saray da İtilaf Devletleri’nin elinin altına girmişti. Saray bu halinden memnundu. Fakat, ben bunu kabul edemezdim. Buna karşı koymakla bir çıkış yolunu temin ederek, bu mazlum milleti tarih sahnesinden silmek, ortadan kaldırmak isteyenlere karşı harekete geçmek için kendimi vazifeli saymıştım. Dünyada tek başımıza idik, fakat benim inandığım ideale benimle beraber olanlar da bağlandılar ve netice hasıl oldu.

 Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı. Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı. Peki, 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti? Dört yıl. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik. İşte beş yıla sığdırdığımız büyük inkılap, bizim yaşadığımız şartlara duçar olmuş, hangi milletin tarihinde vardır? Bu mazlum millet kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır, çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükafatı işte budur. Bütün dünya bunu görmüştür. Daha da görecekleri vardır. Beni en çok mesut eden hadise, bu mazlum milletin hak ettiği bu yere gelmesidir.

Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın. Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır.” 

Atatürk bir an durdu, Fahrettin Paşa’ya baktı ve sonra elini masanın üzerine vurarak: “Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür…” Fahrettin Altay’ın “Ama bundan hiç bahsetmediniz” demesi üzerine, Atatürk “Övünmek olur, övünmek benimle beraber mefkureye inananların, milletin, ordunun hakkıdır” der. 

Yine o konuşmada Mustafa Kemal 29 Ekim mesajı için “Onu anlayan anladı.” diyecektir.

Mesaj Batılı devletleredir. Mondros’u dayatan Batı dünyasınadır.

Mustafa Kemal 5 yıl sonra ince zekasıyla Batı’ya ‘Sizin dayattığınız teslimiyeti tanımadım. Mondros’u yırttım parçaladım. Çöpe attım…’ demektedir. İnce mesajdır!.. Anlayan anlamıştır!...

 

Mustafa Kemal adeta zamanı 30 Ekim 1918’de durdurmuş, 5 yıl sonra kazandığı zaferle, 30 Ekim’in bir gün öncesine geri sararak, Batı dünyasına 29 Ekim 1923 cumhuriyet ilanı ile tokadını vurmuştur.

Bir deyişle 29 Ekim, zamanın batılı devletlerine vurulan bir tokat niteliğini taşıyan, derin anlam içeren bir tarihtir ve özünde Mustafa Kemal’in batıya “Ben 30 Ekim’i tanımıyorum, sizden bir gün öndeyim. Siz, 29 Ekim’i tanıyacaksınız!” demiştir.

Mustafa Kemal 29 Ekim’in sırrını “Mazlum milletin ahı, öcü” olarak tanımlamıştır. Bu ‘intikam’ demektir.

 

Ancak Mustafa Kemal, 29 Ekim’in sırrını topluma açıklamamış, reklamını yapmamıştır. Bunun nedeni sorulunca da “Övünmek olurdu” diyerek bahsi orada kesmiştir…

Mustafa Kemal, 29 Ekim’in sırrını gelecek kuşakların dikkatine armağan etmiştir….

 Fahrettin Altay’ın Atatürk’ün bu olaya bakışıyla ilgili düşüncesi şudur: “…Cumhuriyetin ilanı üç gün önce, iki gün sonra da olabilirdi. Bazı akımlar vardı, onlara karşı harekete geçmişti. Ama dikkatimden kaçmayan husus, müzakerelerin bir an evvel bitmesini istemesiydi. Adana’dan İstanbul’a verdiği şifrede yanında bulunduğum için, mütareke koşullarına olan şiddetli itirazını ve o günkü azabını çok iyi biliyordum. Diyelim ki, bu bir milletin öcüdür sözünden bir netice çıkarabiliyorum, belki iki neticeyi birden elde etmek istemişti.”

“Dâhi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu vakit herkes onlara delilik der” diyen Atatürk, Cumhuriyetin tarihini seçerken bile, dünyaya ve Türk ulusuna dehasının bir örneğini göstermiş oluyordu.

 

 





 

(Mefkure; Arapça olarak bilinse de Arapça'da olmayan bir kelimedir. Arapça tabanlı -f k r- kökünden ilk kez Ziya Gökalp tarafından türetilmiştir. İdeal, İdeoloji, ülkü kavramlarının karşılığı olarak kullanılan bir kelime.)

 

Fahrettin Altay bu öyküyü, anılarını derleyen gazeteci Taylan Sorgun’a anlatmıştır. Taylan Sorgun 29 Ekim’in sırrını daha sonra yayınladığı ‘Bekirağa Bölüğü’ kitabında aktarmıştır. 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (7 klik) kişi burdaydı!


˜*•. ˜*•.•*˜ .•*˜
˜*•. ˜”*°•.˜”*°•.•°*”˜.•°*”˜ .•*˜
˜”*°•. NurettinTorun.TR.gg .•°*”˜
.•*˜ .•°*”˜.•°*”˜”*°•.˜”*°•. ˜*•.
.•*˜ .•*˜*•. ˜*•.
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=