Bu site Mozilla Firefox İnternet tarayıcısına, 1280x1024 çözünürlük seviyesine uygun dizayn edilmiştir.
   
  Nurettin Torun
  Gülümsemeler 1
 

 

 

Hadii leeen!

Yavru tavşan yuvasından ilk kez ayrılır ve ormanda dolaşmaya başlar. Karşılaştığı ve değişik gördüğü hayvana kendini tanıtır.
'Merhaba kardeş ben Tavşan, sen kimsin?'
Karşısındaki hayvan:
'Ben de katır der'
Tavşanın kafası karışır, 'Nasıl yani?' der.
Katır: 'Benim annem Eşek, babam da at onlar birlikte olmuşlar, sonra ben doğmuşum' der
Tavşan yoluna devam eder. Karşılaştığı ve değişik gördüğü başka bir hayvana kendini tanıtır:
'Merhaba kardeş ben tavşan, sen kimsin?'
Hayvan: 'Ben kurt köpeğiyim' der. Tavşan yine şaşırır 'nasıl yani?' der
Kurtköpeği: 'Benim annem köpek, babam da kurt; onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum' der.
Tavşan yoluna devam ederken yavaş yavaş aklından bu bilgileri geçirir ve işlerin nasıl olduğunu anlamaya başlar. Karşılaştığı ve yine değişik gördüğü başka bir hayvana kendini tanıtır:
'Merhaba kardeş ben tavşan, sen kimsin?'
Hayvan: 'Ben devekuşu' der.
Şaşıran ve afallayan tavşan  konuşur : 'Hadi lennn!...
'

Kimse yoh mi

Erzurum 'da cami minaresi için büyük bir temel çukuru kazılır. Gece gündüz demeden içen şehrin ayyaşı, gece yarısı çukura düşer. Umutsuzlukla "Kimse yoh mi?" diye seslenir. Ramazan olduğu için etrafta kimseler yoktur. Teravih çıkışı, caminin imamı, ayyaşın bağırmaktan iyice kısılmış sesini duyar. "Ne yapıyorsun orada" diye sorar. Ayyaş, "Biraz içmişem, sonra da düşmüşem, nolur kurtar beni hoca efendi" diye yalvarır. Hoca, "Utanmıyor musun mübarek günde içmeye" diye çıkıştıktan sonra, "Seni kurtarırım ama bir daha içmeyeceğine, beş vakit namaz kılacağına ve oruç tutacağına yemin edeceksin" der. Bunun üzerine sarhoş sesini yükselterek tekrar bağırmaya başlar:  "Başka kimse yoh mi?"

Soğuk kış

Hükümet Erzurum'a bir yazı göndermiş;
"Kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır. Kullandığınız yakıtın cinsini, kod numarasını ve stok durumunu acele bildiriniz."
Erzurumlu bir köy muhtarı da oturup hemen Ankara'ya cevap yazmış;
"Yakıtımız pohtir. Kod numarası yohtir. Stoğumuz ise çohtir!.."

Hanımkız bilir

Milletvekillerimizden birine gelen bir ziyaretçiye, sekreterle aynı odada oturan danışman sorar;
"Adınız ne?"
"Hanımkız bilir"
diye cevap verir.
Danışman, bu kez sekretere dönerek işaretle "Biliyor musun?" diye sorar. Cevap "Bilmiyorum" olur tabii...
Bu kez danışman;
"İsminiz ne bacım?" diye sorduğunda;
"Hanımkız bilir" diye aynı yanıtı alır.
Danışman sekreteri göstererek;
"Hanımkız bilmiyor" diye kızgın bir ifadeyle cevap verir;
Sonra anlaşılır ki ziyaretçinin adı Hanımkız, soyadı ise Bilir'miş...

Son günlerdeki malum kişinin teşekkür ilanı

- Işık hızıyla tahliyemi sağlayan yargı mensuplarına...
- Beni 3 avukat savunurken, çocuk için avukat tutmayan SHÇEK yetkililerine...
- “İntihar etmeyi düşünüyorum” diyen çocuk için “psikolojisinde bozulma yok” diyen İstanbul Adli Tıp Kurumu’na ve Adalet Bakanı’na...
- Çoluk çocuk sahibi olduğu halde sessiz kalarak benden yana tavır koyan Sağlık Bakanı’na...
- Kadının saçının teli görünecek diye ortalığı birbirine katarken benim olayda kıllarını kıpırdatmayan din kardeşlerime...
- Türban için İnsan Hakları Mahkemesi’ne giderken bu olayı görmezden gelen First Lady’ye...
- “Din tüccarı yazar” olduğum için benden desteğini esirgemeyen F tipi medya organlarına...
- Toplumsal sorumluluğu sadece “Ermeni ve Kürt sorunuyla” sınırlı yazar ve aydınlara..
- Beni almaya geldiğinde gururlu şekilde sırıtan eşime...
Teşekkürü bir borç bilirim!

İyilik

Ahmet ve arkadaşı Mehmet, kayak yapmaya gitmişler. Birkaç saat yol aldıktan sonra korkunç bir kar fırtınasına yakalanmışlar. Yakındaki bir çiftlik evine arabalarını çekmişler ve evin çekici ama yaşı biraz geçmiş hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemişler.
Dul bir kadınım ben” diye açıklamış kadın, “Eğer evimde kalmanıza izin verirsem komşular dedikodu yaparlar.”
“Endişelenmeyin”
demiş Ahmet, “Ahırda da rahat edebiliriz.”
Bir yıl sonra Ahmet, dulun avukatından bir mektup almış. Arkadaşı Mehmet’i çağırarak sormuş: “Mehmet, şu çiftliğinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun?”
Mehmet, “Evet, hatırlıyorum” deyince tekrar sormuş: “O gece geç vakit eve gidip, o kadınla yattın mı?”
Mehmet biraz utanarak “İtiraf etmeliyim ki bunu yaptım.” Ahmet tekrar sormuş, “Ona kendi adın yerine benimkini verdin mi peki?” Mehmet yüzü kızararak cevap vermiş: “Evet, korkarım öyle yaptım.” Ahmet rahatlamış bir ifadeyle son sözü söylemiş: “Sana çok teşekkür borçluyum dostum. Kadın ölmüş ve çiftliğini de bana bırakmış.”

Ölü

Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi: “Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?” Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi: “Mümkün değil teyze, onlar ölü.”

Bu ev kimin

Yaşlı bir marangozun emeklilik yaşı gelmişti. Patronu, ondan "son görev olarak" kendine bir ev yapmasını istedi.
Marangoz kabul etti ve işe girişti ama gönülsüzdü, bıkkındı. Baştan savma bir işçilik ve kalitesiz malzemelerle evi tamamladı. Bütün hayatını adadığı mesleğine böylesine nokta koymak ne büyük talihsizlikti!..
Patron, evin bittiğini haber alınca geldi ve marangozun yanaklarından öperek; "Emeklilik hayatın huzur ve mutluluk içinde geçsin" dedi ve devam etti;  "Bana çok hizmet ettin, bu ev senin!.."

Hangisi

Plaj bekçisi genç kızı çok cürretkâr bikini içinde görünce yanına yaklaştı, “Fransız olduğunuz anlaşılıyor” dedi ve devam etti: “Bizde böyle iki parçalı mayo giymek yasaktır!” Fransız kız şaşırdı ve o şaşkınlıkla: “Peki öyleyse...” dedi ve ardından sordu: “Hangisini çıkartayım?”

Şeytanla konuşma

Brejnev, Nixon’ı ziyaret eder. Nixon masasındaki kırmızı telefonla şeytanı arar ve 15 dakika konuşur, yardımcısı, “Bu konuşma bin 500 dolar tuttu” der.Brejnev, Moskova’ya döner ve yardımcısına “Bana şeytanı ara, Amerikalılar konuşabiliyorsa, ben de konuşurum” der. Şeytanla 15 dakika konuşup kapattıktan sonra yardımcısına sorar: “Bu konuşma ne kadara patladı bize?” Yardımcı cevap verir: “5 cent efendim!” Brejnev şaşırır: “Niye bizimki o kadar ucuz?” Yardımcı: “Çünkü Amerikalılarınki milletlerarası tarife, bizimki şehir içi.”

Hisse Senetleri

Broker sabah müşterisini arayıp “Sizi 65 yaşında emekli eder diye aldırdığım hisse senetlerini hatırlıyor musunuz?” diye sormuş. Adam “Evet?” diye karşılık verince broker konuşmasını sürdürmüş: “İyi. Bu ABD’deki son ekonomik kriz nedeniyle emeklilik yaşınız 108 oldu.”

İş kuyruğu

İşsiz adam iş bulmak için bir ajansa müracaat etmiş, “Bir iş için eleman talebi var” demiş görevli “Strip show yapan kızların vücutları bebek yağı ile kremlenecek, bildiginiz yerlere minik yıldızlar yapıştırılacak, show biter bitmez üşümesinler diye sabahlıkla sarmalanacaklar, çorapları falan giydirilecek, böyle bir iş işte.”
“B..Ben varım, varım”
diye heyecandan titreyerek atılmış adam. “Çok güzel, sabah saat 07.00 de Adapazarı otobüs terminalinin önüne gelin” demiş ajans görevlisi.
“N..Niye?” diye şaşırmış adam, “Bu iş Adapazarında mı?”
Hayır” diye cevap vermiş görevli, “İş İstanbul’da ama müracaat kuyruğunun sonu orada.”

Meslek icabı

Genç doktor kokteyldeyken, çok hoş bir genç kız yanına gelmiş. Bir süre konuşmuşlar, daha sonra kız ayrılmış. Bu konuşma, biraz ileride bir başkasıyla sohbet etmekte olan doktorun karısının gözünden kaçmamış.
"O kadın kimdi tatlım?" diye hızla gelmiş kocasının yanına.
"Yok bir şey hayatım" demiş doktor, "Meslek icabı tanıştığım bir kız."
"Öyle mi" demiş karısı, "Hanginizin mesleği icabı acaba bir tanem?.. Senin ki mi? Onun ki mi?.."

Referans

Çapkınlıklarıyla ünlü bir işadamını, biraz düzene sokmak için evlendirmeye çalışıyorlarmış arkadaşları ve kendisine uygun gördükleri bir hanım bulmuşlar. Durumu da açıklamışlar işadamına.

Adam:

- Yok, demiş; o hanımla bir deneme yapmadan, böyle bir karar veremem. Biliyorsunuz ben bir işadamıyım.

Hanıma da bildirmişler, işadamının önerisini.

Ve hanımın yanıtı:

- Ben de bir işkadınıyım; denemelik bir numuneye “evet” diyemem ama, istediği kadar referans gösterebilirim.

Kaza

Bir gün kadının biri doktora gitmiş ve doktor ona hamile olduğunu söylemiş. Kadın sevinçle evine gitmiş durumu kocasına anlatmış. Kocası şaşırmış;
- Nas
ıl olur ben çok dikkat etmiştim, der ve soluğu doktorun yanında alır. Doktora;
- Ben çok dikkat etmi
ştim ama bu nasıl olur?
Doktor da;
- Bak
ın beyefendi bu işler trafiğe benzer siz çok dikkat edersiniz ama başkaları dikkat etmez.

Kim daha ağır

Aile efradının toplu bulunduğu bir akşam yemeğinde baba, beş yaşındaki küçük kızını kucağına almıştı. Küçük yüksek sesle:
- Babac
ığım, ben mi daha ağırım, yoksa hizmetçi abla mı?

 

Hangi lastik

Bir üniversitede profesör final sınavı yapar. 4 öğrenci sınava girmez ve telafi sınavı isterler, mazeretleri ise şudur; aynı evde kaldıklarından, sınav günü okula aynı araçlarda gelmektedirler. Yolda aracın lastiği patladığı için sınava yetişememişlerdir. Yalvar yakar hocayı telafi sınavına ikna ederler ve 1 hafta sonraya sınav için gün alırlar.
O gün hoca 4 öğrenciyi de ayrı sınıflara alır ve sınav başlar, kağıtlarında tek bir soru vardır:
- Hangi lastik patlamıştı?
Sonuç: Hepsi o dersten kalır.

İsa

Anne mutfakta iki küçük oğluna kek pişirirken ikisi de “İlk dilimi ben yiyeceğim” kavgasına başlamış. Anne, çocuklarına ders vermek için “Bakın çocuklar” deyip şöyle sürdürmüş: “Eğer burada İsa peygamberimiz olsaydı ‘Anne keki önce siz kardeşime verin, ben beklerim’ derdi.”
“Hmmm...” demiş dersi alan ağabey ve kardeşine dönüp, “Tamam... Sen İsa ol!”

Hizmetçi hamile

Adam, arkadaşına yakınmaktadır:
- Beş yaşındaki oğlum, hizmetçiyi hamile bıraktı!.
Arkadaşı:
- Olur mu öyle şey? Beş yaşındaki çocuk, hizmetçiyi nasıl hamile bırakabilir?
- Prezervatiflerimi bir iğne ile delerek!..

Salakla zeki arasındaki fark

Çocuk bir gün öğretmenine sormuş, “Hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir?” Öğretmen cevaplamış: “Salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir.” Öğrencisi, “Emin misiniz hocam?” diye yeniden sorunca, öğretmen cevaplar: “Kesinlikle!

Kibrit

Bir çapkının itirafı:
"Erkekler kibrite benzer, ateş aldıkları zaman başlarını kaybederler."

Değerli resim

Uluslararası bir şirketin hukuk müşaviri patronunun yanına gelerek, “Karınızın eline müthiş bir resim geçmiş” demiş, “En az 2 milyon dolar eder.”
Hadi yaa?” demiş patronu, “Matisse veya Renoir falan mı?”
“Alakası yok. Daha değerli” demiş müşavir, “Sizin ve sekreterinizin geçen yaz tatil köyünde dudak dudağa fotoğrafı.”

Balık

Adam sabah kahvesini yudumlarken karısı yumuşak bir ses tonu ile “Aşkım...” demiş, “Geçen nisanda bir hafta sonu balığa gitmiştin ya...”
“Evet...” demiş adam, okumakta olduğu gazeteyi heyecanla indirip bütün dikkatini karısına vererek, “Dün gece o balık seni aradı bitanem, hamileymiş tatlım...”

Cadı

Karı koca kavga ederlerken kadın “Bana aptal cadı dedin haa?” diye bağıra bağıra ağlamaya başlamış...
“Tamam hayatım sözümü geri alıyorum...” diye onu yumuşatmaya çalışmış adam, “Hadi artık şu sihirli kelimeyi hatırla da kurbağaya çevirdiğin annemi eski haline getir... Tamam mı tatlım?”

Denge

Dünya, denge üzerine kuruludur.
Birçok kazanın nedeni çocuklardır.
Birçok çocuğun nedeni de kazalardır.

Hakem bile

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış:
- Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
- Boşuna oynamayalım, biz kazanırız
dediğinde, baş melek itiraz etmiş.
- Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde...
Şeytan, şeytanca gülümsemiş:
- Ama bütün hakemler de bizde...

Afrikalı çıplaklar

Stalin bir gün limuzininde şoförüyle sohbete dalar. “Söyle bakalım, devrimden sonra daha mı mutlu oldun, daha mı mutsuz oldun?” Şoför cevap verir: “Daha mutsuz oldum çünkü devrimden önce iki tane takım elbisem vardı, şimdi bir tane var.” Stalin karşılık verir: “Ohoo, sen haline şükret. Afrika’da halk çırılçıplak koşturuyor!” Şoför sorar: “Öyle mi? Onların devrimi ne zaman olmuştu?”

Fıkra gibi

"Adam su arıyor, petrol çıkıyor. Enerji Bakanı'na 'İyi delin şunları, İran'da var, Azerbaycan'da var, Irak'ta var bizde yok' dedim. Burada bir enayilik var. Hiçbir şey yapamazsanız, sınıra gidin, yamuk delin, petrolü elde edersiniz."
(23. Uluslararası Maliye Sempozyumu'nda, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın konuşmasından)

Paraşüt

Adamın biri hayatında ilk kez paraşütle atlayış yapmış. 10’a kadar saydıktan sonra ipi çekmiş ama paraşüt açılmamış. Hayli endişeli, yardımcı paraşütün ipini çekmiş yine bir şey yok. Yere doğru muthiş bir hızla çakılmaya saniyeler kala tam tersi istikamette yerden gökyüzüne doğru hızla yükselen başka bir adama rastlamış. Adama bağırmış
“Heeeeeey, paraşütler hakkında bilginiz var mı?”
“Yoook” demiş diğer adam hızla yukarı doğru fırlayışını sürdürerek, “Asıl sizin sıkıştırılmış LPG gaz sobaları hakkında bir bilginiz var mı?..”

Canlısı

İşe girmek için müracaat eden sarışına personel müdürü onun kültür seviyesini daha iyi anlayabilmek için sormuş: “Bir ünlü ile görüşme fırsatınız var, bu şahıs ölmüş veya günümüzde yaşayan biri olabilir, kim olurdu sizce?”
“Bırrrr.... Canlısı tabii!”

Tekme

Ahmet öğretmenini teneffüste bir kenara çekip “Öğretmenim sizi endişelendirmek istemem ama” demiş, “Dün gece babam ‘Daha iyi notlar almazsan biri kıçına tekmeyi yiyecek!’ dedi.”

İyi- kötü haber

Avukat hapishanede tutuklu müvekkiline gidip, “Sana bir kötü bir de iyi haberim var” demiş, “Kötü haber şu ki cinayet mahallinde bulunan kanın tahlil sonuçları geldi, bire bir seninkine uyuyor, dolayısı ile elektrikli sandalye cezan kesinleşti.”
Tutuklu korku içinde “Bu, bu, bunun üzerine iyi haber ne olabilir ki?”
diye sormuş. Avukat sakince cevaplamış: “Kolesterolün sadece 200.”

Kadın zekásı

Üç denizci bir denizkızını kurtarır. Denizkızı bunlara der ki: "Ben efsane değilim, işte görüyorsunuz, ama sihirli bir yaratığım. Siz hayatımı kurtardınız. Ben de sizin birer dileğinizi gerçekleştireceğim. Dileyin benden ne dilerseniz..."
Birinci denizci dilemiş: "Zekámı 2 katına çıkar". Denizkızı "Dileğinizi olmuş bilin" der.
İkinci denizci atılmış: "Benim zekámı 3 katına çıkar!" "Olur" demiş denizkızı.
Üçüncü denizci bağırmış: "Benim zekámı 10 katına çıkar!"
"Yapamam" demiş deniz kızı... "Yaparsın" demiş denizci.
Deniz kızı; "Emin misiniz? Yani demek istediğim, bu oldukça büyük bir değişiklik olacak."
Denizci sinirlenir ve dileğinde ısrar eder.
"Peki" demiş denizkızı ve... üçüncü denizci BİR KADINA dönüşmüş!..

Yemek siparişi

İki arkadaş lokantaya gider. Biri garsona sipariş verir:
- Bana bir pilav, üstüne de biraz et.
Diğeri:
- Bana da bir pilav ama üzerine etme!..

Üç Şirket

Memur, patronuna giderek “Zam istiyorum efendim” demiş, “Yoksa peşimde koşuşturan üç şirket var yakında beni bulamayacaksınız, bilesiniz!” Hafif alaylı bir şekilde sormuş patronu: “Hangi şirketler onlar?” Memur, “İnanmıyorsanız söyleyeyim efendim” demiş, “Elektrik şirketi, doğalgaz şirketi ve su şirketi!”

Soytarı

Canı çok sıkılan kral bir gün soytarısını çağırmış ve demiş ki: “Soytarı, bana öyle bir hata yap ki, özrün kabahatinden büyük olsun.” Aradan birkaç gün geçmiş. Bir gün kral sarayda merdivenlerden çıkarken kalçalarını okşamaya başlamış. Kral hiddetlenip arkasına dönmüş ve “Ne yapıyorsun soytarı” demiş. Soytarı cevap vermiş:- Pardon kralım, sizi kraliçe zannettim!..

Dul kadın

İş için müracaat eden kadına, medeni durumunu sorarlar:
- Beş yıldır dulum ve iki çocuğum var. Biri 10, diğeri de 2 yaşında...
- Kocanız 5 yıl önce öldüğüne göre küçük çocuğunuz nasıl 2 yaşında oluyor?
- Evet... Kocam öldü ama ben yaşıyorum.

Balayı odası

Yaşlı karı-koca, otelde oda sormuşlar;
- Efendim tüm odalarımız maalesef dolu. Yalnızca "balayı odası" boş. Size ancak o odayı verebilirim.
- Nasıl olur, biz 45 yıllık evliyiz...
- Efendim size "mutfakta boş yer var" deseydim, sabaha kadar yemek yemek zorunda mı olacaktınız?

İki iskelet

İki iskelet Kiev sokaklarında karşılaşır. “Merhaba” der bir tanesi, “Sen ne zaman öldün?” Diğeri cevap verir: “1932’deki Büyük Kıtlık’ta. Peki ya sen?” İskelet “Tanrı’ya şükür, henüz ölmedim” diye yanıtlar. Diğeri onu uyarır: “Şşşt, bugünlerde Tanrı’ya değil, Stalin’e şükretmelisin. Ancak Stalin öldüğünde tekrar Tanrı’ya şükredebilirsin!”


Dünyada en güzel şey

Bilgeye sormuşlar; "Dünyada en güzel şey ne?" diye...
"Sevmek" demiş.
"Peki sonra" demişler.
"Sevilmek" demiş.
"Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor?" demişler...
O da demiş ki: "İnsan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir."

Brezilya'dan ne çıkar

Yeni tanışmış birkaç iş adamı, kokteylde şakalaşırken, söz Brezilya'dan açılmış. Birisi; "Brezilya'dan ne çıkar?" diye sormuş. Ardından da yine kendi yanıtlamış; "Ya futbolcu ya da fahişe!.."
Karşısındaki iş adamı, suratı asık bir şekilde; "Benim eşim, Brezilyalı'dır" demiş.
Bunun üzerine diğeri durumu toparlamak için sormuş;
"Yaa öyle mi, hangi takımda oynuyor?"

Şeker çuvalından elbise

Olay gerçektir, Erzincan'da geçer. Oldukça fakir ve okur yazar olmayan bir hatun kişinin, eline bir şeker çuvalı geçer. Kalındır, dayanıklıdır. Keser, biçer, diker... Hem don hem de şalvar niyetine giyinip işine gider.  Gider ama rastladığı herkes katıla katıla gülmektedir. Çünkü önden tam göbek altında "ERZİNCAN ŞEKER FABRİKASI arkadan da tam iki kalça üzerinde "NET 50 Kg.dır" yazısı okunmaktaymış.

Göz ucuyla bakmak

Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka bir kadına baktığı an saniyesinde yakalarlar.

Dertli

- EVLİLİK iyi bir şey, dert anlatacak biri oluyor.
- Benim derdim yok ki...
- Merak etme birader, evlenince olur!..

Bar duvarındaki yazı

Bir barın duvarına yazılmış yazı:  "EĞER UNUTMAK İÇİN İÇİYORSANIZ, LÜTFEN ÖNCE HESABI ÖDEYİNİZ!.."

En mutlu insan

Bir bilgeye sormuşlar "En mutlu insan kimdir?" diye.
"İşte, o dağdaki çobandır" demiş.
"Neden" diye sormuşlar. "Çünkü" demiş, "İnsan bildikleriyle yaşar, onun bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı, kendisini mutsuz edecek ve kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil."

Kim daha zeki

Her gün Ayşe ile sevgilisi ormana gidiyorlarmış. Oğlan ona 250 YTL verip ağaca çıkarıyormuş. Ve kız annesine yaptıklarını anlatıyormuş. Bir gün aynı olay yeniden olmuş ve anne artık çok sinirlenmiş. Demiş ki;
- Kızım o senin külotuna bakmak için seni çıkarıyor.
Kız da;
- Biliyorum anne ben de bu yüzden külotumu çıkarıyorum!

Bilen ve bilmeyen

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen zararlıdır,
ONDAN SAKININ.
Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir,
ONA ÖĞRETİN.
Bilen ama bildiğini bilmeyen uykudadır,
ONU UYANDIRIN.
Bilen, bildiğini de bilen ve öğreten akıllıdır,
ONU İZLEYİN..

Kayserili ve bir taşla iki kuş

Mutfak malzemesi üretenler, çok özel bir yemekte bir araya gelmişler.Masadaki son model çatalı gören Mişon, "Bunun benzerini yapayım" diye, çatalı iç cebine atıyor. Bunu da Kayserili'den başkası görmüyor. Yemekte, herkes bir fıkra anlatıyor. Sıra Kayserili'ye gelince; "Valla ben sizler gibi güzel fıkra anlatamam ama bir sihirbazlık gösterisi yapabilirim" diyor ve masadaki çatalı alarak "Bakın şu çatalı, ceketimin iç cebine koyacağım, Mişon'un ceketinin cebinden çıkacak" dedikten sonra masadakilere hitaben "Bakın bakalım Mişon'un cebine" diyor.
Ardından Mişon, ceketinin iç cebinden çıkan çatalı, masaya koymak zorunda kalıyor. Kayserili de hem rakibini ekarte etmenin, hem de kendi fabrikasına götüreceği, son model çatalı kazanmanın keyfini sürüyor...

Baskında ne dediler

- Ben uyuyordum, bir gözümü açtım ki, bu kadın (ya da adam) yanımdaydı.
- Biliyorum tamamen çıplağım ama seks değil yaptığımız, o bana masaj yapıyordu hayatım.
- Bak, her şeyi açıklayabilirim, çok karanlıktı ve koynuma girince onu sen zannettim.
- Peki, tamam yakaladın, şimdi git de sevişmeye devam edelim.

Müşteri şikayeti

Bir adam 3 ağlayan bebekle birlikte trende yolculuk ediyormuş. Yanında oturan bayan, adama sormuş;
- Bebekler sizin mi?
Adam;
- Hayır. Ben prezervatif fabrikasında çalışıyorum, bu bebekler de müşteri şikayetleri...

 

 
  Bugün 45 ziyaretçi (107 klik) kişi burdaydı!


˜*•. ˜*•.•*˜ .•*˜
˜*•. ˜”*°•.˜”*°•.•°*”˜.•°*”˜ .•*˜
˜”*°•. NurettinTorun.TR.gg .•°*”˜
.•*˜ .•°*”˜.•°*”˜”*°•.˜”*°•. ˜*•.
.•*˜ .•*˜*•. ˜*•.
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=