Bu site Mozilla Firefox İnternet tarayıcısına, 1280x1024 çözünürlük seviyesine uygun dizayn edilmiştir.
   
  Nurettin Torun
  Yaşar Kemal Sözleri
 

Dünya on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur.  




Türkiye'de iyi niyetli insanlar akılsızcasına bin parçaya bölünmüşler. Dünyada da en çok yurdumuzun doğası öldürülüyor. Çünkü dünyada da en çok sömürülen ülke yurdumuz. Yurdumuzu bütünüyle ölümden ve yıkımdan ancak sosyalistler kurtarabilirler. Uydurma sebeplerle de yurdumuzdaki sosyalist gücü bin parçaya ayıranların, bu ahmaklığı yapanların Allah bin belalarını versin. Bunu da içimde ölüm acısı gibi duyuyorum. Bu akılsız, bu sebepsiz bölünmelere akıl erdiremiyorum. Aralarındaki sözüm ona düşünce ayrılıkları en küçücük incir çekirdeğini bile doldurmaz. Bir gün bu küçük burjuva davranışlı sosyalistler arkalarına baktıklarında, bir yıkımla karşılaşacaklar... Kültürümüz ölmüş, doğamız ölmüş, insanımız yozlaşmış, yabancılaşmış... Ve aralarında incir çekirdeğini doldurmayan sözüm ona düşünceler. Ve ondan sonra biribirlerinin yüzüne, insanlığın yüzüne nasıl bakacaklar, çocuklarının yüzüne bakabilecekler mi? İşte bir gün bu insanları da yazmak isterim.





Umutların öldüğüne inandığın bir anda insanlık, binbir yönden açan bir ışık-umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir...





Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüz de düz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım.




Şu dünyada yalnız kalan, kimsesiz çaresiz olan yalnız be yalnız insandır. Herkesin, her şeyin yaşaması, ölümsüzlüğü var, insanın yok. Ağaç, kuş, otlar, böcekler, yılanlar çiyanlar, hiç birisi, hiç birisi yok olmuyor. Ama insan yok oluyor. Çünkü insan kendinde başlayıp, kendinde bitiyor…





İnsanlık öldü mü? dedim. 
Yok, dedi, ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkışkı kaldı herhalde.





İnsan, düşleri öldüğü gün ölür.

 

 





Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecit le çakıştırırlardı. Aşık Mecit le Kadirli de bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum.

 





O insana güvenmeyen, bu insana güvenmeyen, her insanda bir kötülük gören, insanı insan saymayan insan değil piçtir yavrum.





İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.





Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba. Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yele merhaba.

 



Belki kuşlar çok derin, eski bir içgüdüyIe buraya, o zaman kesilmiş olacak oan şu ulu çınarın üstüne, göğüne uğrayacaklar, bir an duraklayıp bir şeyler arayacak, bir şeyleri anımsamaya çalışacak, beton yığını evlerin üstünde küme küme dolaşacak, konacak bir yer bulamayıp bir uzak keder gibi başlarını alıp çekip gidecekler.





İnsanoğlu, umutsuzluktan umut yaratandır.





Bizim savaşımız, yani sosyalist edebiyatçının, sosyalist militanın, sosyalist insanın savaşımı şöyle olur: Bu bütün bir savaştır, bir dünyayı kurtarma savaşıdır. İnsanoğlunun alınterini kurtarmaya, insanoğlunun insanlığını, insanoğlunun insani değerini kurtarmaya çalışırken insanoğlunun üstünde yaşadığı doğayı da kurtarmaya çalışıyoruz.




İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.




İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, İşte oraya değmemeli.





O zamanlar insanlar, daha iyiydiler denemez, kim-bilir, ama daha başkaydılar. Belki de kuşları daha çok seviyordular. Belki de yürekleri yufka, daha acımayla sevgiyle doluydular. Belki de doğaya daha yakındılar, kimbilir... Şimdiki insanlara vız geliyor kafeslerde küçücük kuşların ölmesi.






Niye böylesine insanlar insanlığı unuttular ? Bu dünyada hiç mi insanlık kalmadı be ?





İnsan çürümedikçe, şiir çürümez.

 

 


Eğer bir insanda azıcık insanlık varsa yalan söylemez. Dedikodu yapmaz. Dedikoduyla bir insanı vurmak, küçültmek insanIıktan çıkmış, bozuImuş, çürümüş, elinden hiçbir şey gelmeyen, elinden hiçbir şey gelmediğini kabul edecek kadar düşkünlemiş bir insanın karıdır. Bu duruma gelmiş bir insanı karşına almak onun durumuna düşmek olur.

 



O iyi insanlar, o güzel atIara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaIdık.

 



AçIıktan öIümü izlemek, acıların en büyüğü.

 



Düşünmek, en küçük anlamda, var olmak demektir.

 



Sen aleviyle yakan bir güneş ki şahane. Ben ışığa ulaşmaya çalışan bir pervane.

 



Çekemeyenlere bakma, fikirIer hep ayrı olur. Hiç bir aşkı sözle yıkma, söz yarası ağır olur.

 



Zulmün artsın ki çabuk zeval bulasın. Anadolu da zalimler için böyle derler.





Çocuklar, insandır. 





Dağlar, insanlar ve hatta öIüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.

 



Dünyanın bütün kötüIüklerine baş kaldır, bazen senin iyiIiğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.

 



Türküler tıpkı kırk bin yıl su altında kalmış, yıkanmış, cilalanmış çakıl taşı gibidir.

 



Günün birinde İstanbul’un tarihi yazılırsa, kuş satıcılarından mutlaka bahsedilmesi gerekir, onlar olmadan İstanbul’un tarihi çok yavan olur.

 



Yalnız duyan yaşar sözü derler ki doğrudur; “Yalnız duyan çeker” derim en doğru söz budur.

 



Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım.

 



Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, sömürülenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim.

 



Küreselleşme ‘tek tip insan’ yetiştiriyor bugün. Oysa dünya on binlerce çiçekIi bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur”. Bu felâketin önlenmesi için ‘demokrasi’den başka çare de yok.

 



Yaratıcılıklarını yitirmiş insanlar barış yapamazlar. Çünkü barış zor ve insanların tadına varamadıkları bir yaşam biçimidir.





Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır.





Savaşı icat eden görmesin cennet.




Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten öImez. Bir insan konuşmayıpta içine gömüldü müydü, sonu felakettir.

 



Gülümse bitsin karanlık, Gülümse karamsarları şaşırt, Gülümse güller açsın yüzünde, Gülümsemenle yayılsın ışık, Dünyayı ısıtmasan da güneş gibi.





İnsanı yürek değil, düşünce yürekli yapar. Koşullar yürekli yapar.

 



Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.

 



Bir dil bulacağız her şeye varan Bir şeyleri anlatabilen Böyle dilsiz, böyIe düşmanca, böyle bölük pörçük dolaşmayacağız bu dünyada.

 



Bir toplum, hoşgörüsü kadar güçlü, sağlam, haklıdır. Zulmü kadar zalim, zayıftır. Irkçılık ise en korkunç hastalıktır.

 



Bizi düşünmeye alıştırmamışlar. Üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. Allah beterinden saklasın derler, bir de düşünenleri, gelin şuna düşünenleri demeyelim, düşünmeye çabalayanları da hep öldürmüşler.

 



Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım.














































 
















































 
 




 

 
  Bugün 11 ziyaretçi (34 klik) kişi burdaydı!


˜*•. ˜*•.•*˜ .•*˜
˜*•. ˜”*°•.˜”*°•.•°*”˜.•°*”˜ .•*˜
˜”*°•. NurettinTorun.TR.gg .•°*”˜
.•*˜ .•°*”˜.•°*”˜”*°•.˜”*°•. ˜*•.
.•*˜ .•*˜*•. ˜*•.
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=